Aliağa’yı bilen bilir…
Bu kentte siyaset çok konuşulur ama hizmet daha çok konuşulmalıdır.
Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar’ı bildim bileli yaptığı iyilikleri dışarıya lanse etmez.
Yaptığı iyilikleri anlatmaz.
Yaptığı hizmeti pazarlamaz.
Övünmeyi sevmez.
Birkaç kez yaşadığım olaylarda kez şahit oldum. Hatta çoğu zaman Aliağa Belediyesi’nin fedakâr Milletin ekibin yaptığı çalışmaları bile basında görmek istemediğine tanık oldum. Çünkü onun anlayışında belediyecilik; reklam değil, sorumluluktur.
Göreve geldiği günden bu yana kendisini Aliağa’ya adadığı bir gerçek.
Yakası boş… Parti rozeti yok.
Çünkü belediye binası parti binası değildir. Belediyeler ne bir partinindir ne de bir şahsın. Belediyeler halkındır.
Geçtiğimiz günlerde Siteler Mahallesi’nde yaşanan yoğun yağışlar hepimizin hafızasında.
Derenin tıkanması sonucu su baskınları yaşandı. 9 Eylül Caddesi, İnönü Caddesi, Lozan Caddesi, Necmettin Giritlioğlu Caddesi… Sular bazı noktalarda hayatı durma noktasına getirdi.
İlk müdahale kimden geldi?
Sahada kim vardı?
Aliağa Belediyesi ekipleri vardı.
12 ekip… Kepçeler, kamyonlar, vidanjörler…
Mazgallar açıldı, giderleri tıkayan büyük parçalar temizlendi, riskli yollar geçici olarak trafiğe kapatıldı.
Ama sadece Aliağa Belediyesi mi vardı?
Hayır.
İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri de sahadaydı.
İZSU ekipleri de müdahale etti.
İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi de görev başındaydı.
Ortak bir emek vardı.
Ortak bir mücadele vardı.
Ortak bir kamu sorumluluğu vardı.
Ancak yayımlanan basın bültenine ve videoya bakıldığında insanın aklına şu soru düşüyor:
Madem koordineli çalışıldı, neden bu koordinasyon açıkça ifade edilmedi?
Madem sahada birlikte mücadele edildi, neden “birlikte” kelimesi eksik kaldı?
Ortada bir emek varsa, o emeğin hakkı teslim edilmelidir.
Gazetecilik bunu gerektirir.
Vicdan bunu gerektirir.
Dere taştığında yolu kesen kim?
İlk müdahaleyi yapan kim?
Sahada çamurun içinde çalışan kim?
Bu soruların cevabı siyaset üstüdür.
Belediye Basının servis ettiği haber bültenide bakıldığından
Video görüntülerine bakıyoruz…
Sahada dört müdür var.
Ama belediye başkan yardımcıları görünmüyor.
Elbette herkes her karede olmak zorunda değil. Fakat kriz anlarında sahadaki tablo kamuoyuna yansıyan algıyı da şekillendirir. Yönetim sorumluluğu sadece makam odasında değil, çamurun içinde de görünür olmalıdır.
Şunu açıkça ifade edeyim:
Aliağa’ya kim hizmet ediyorsa, başımın üstünde yeri vardır.
İster Aliağa Belediyesi olsun, ister İzmir Büyükşehir Belediyesi…
Hizmet eden kazanır.
Halk için çalışan değerlidir.
Belediyeler parti için değil, halk için vardır.
Ne bir rozet için ne bir isim için…
Bu kentte yağmur yağdığında suya karşı birlikte durabiliyorsak, siyasete karşı da birlikte adil olabilmeliyiz.
Emek kimden geliyorsa, hakkı da ona teslim edilmelidir.
Çünkü Aliağa küçük bir yer olabilir…
Ama vicdanı büyük bir memlekettir.

