Aliağa, futbol tarihinin en önemli günlerinden birini yaşadı.
İlçede ilk kez bir gece futbol maçına ev sahipliği yapıldı.
Ziraat Türkiye Kupası’nda Süper Lig ekiplerinden Gençlerbirliği ile Aliağa FK arasında oynanan karşılaşma, sadece bir kupa maçı değil; aynı zamanda Aliağa için tarihi bir gece oldu.
Yıllar önce yapılan ve kapasitesi 4 bin 200’e çıkarılan Aliağa Atatürk Şehir Stadı’nda, Süper Lig’de mücadele eden bir takımla karşılaşmak bir zamanlar hayal gibi görünüyordu.
Ancak o hayal, bu maçla birlikte gerçeğe dönüştü.
Türkiye Futbol Federasyonu’nun karşılaşmayı gece oynatma kararı ilçede büyük bir heyecan yaratmıştı. Günlerdir herkes aynı soruyu soruyordu: “Bu statta gece maçı olur mu?”
O sorunun cevabı, maç günü geldiğinde net biçimde ortaya çıktı.
Saatler 20.10’u gösterdiğinde stat çevresi adeta insan ve araç seline dönmüştü.
İnönü Bulvarı başta olmak üzere stat çevresindeki tüm yollar araçlarla doldu.
Sağlı sollu park edilen araçlardan, stadın yanında bulunan tanker garajının olduğu alana kadar her yer araçlarla kaplandı. Park edecek yer kalmamıştı.
Maç başladığında tribünler tıka basa dolmuştu.
Kapılar kapanmış, içeri giremeyen birçok kişi stat dışında kalmıştı.
110 bin nüfuslu Aliağa için 4 bin 200 kişilik stat bu önemli gecede adeta dar gelmişti.
Aslında bu tablo çok da sürpriz değildi.
Aliağa Futbolda önemli bir yere gelmişti., 2023 yılında Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Aliağa Belediyesi koordinasyonunda UEFA standartlarında yeni bir stadyum yapılması için protokol imzalamıştı.
O gece yaşanan manzara, böyle bir stadın ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Ramazan ayının bereketiyle insanlar iftarlarını açtıktan sonra soluğu statta aldı. Bu kentin takımına sahip çıkmak için herkes adeta kenetlendi.
Ben de yıllar önce İstanbul’da görev yaptığım dönemlerde Süper Lig maçlarını izleme fırsatı bulmuştum.
İnönü Stadı’nda, Ali Sami Yen’de, Kadıköy’de Fenerbahçe Stadı’nda maç seyretmiştim.
Elbette o statlar çok daha büyük.
Ama o gece Aliağa Atatürk Şehir Stadı’na girdiğimde, büyüklükten çok başka bir şey hissettim: Gerçek futbol atmosferi.
Stat ışıl ışıl parlıyordu. Sahanın çimleri ve çizgileri net bir şekilde görünüyordu.
Tribünlerdeki coşku ise bambaşkaydı.
Maç başladığında yapılan tezahüratlar gecenin sessizliğinde yankılanıyor, sesler neredeyse Pazar yerine kadar ulaşıyordu.
Karşılaşma televizyonlardan canlı yayınlanıyordu. Maçı anlatan spiker, Aliağa’nın sadece sanayi kenti olmadığını; aynı zamanda tarımı, turizmi ve sporu da barındıran bir şehir olduğunu vurguladı.
Kameralar sık sık tribünlere döndü. Özellikle gençlerin bulunduğu tribün spikerin dikkatini çekmişti. Çünkü gençler, takım mağlup durumdayken bile bir an olsun susmadan tezahürat yapmaya devam etti.
İşte o an insan şunu anlıyor:
Aliağa kenetlendi mi, neler yapabileceğini herkese gösteriyor.
Maç boyunca statta hiçbir aksaklık yaşanmadı. Organizasyon sorunsuz şekilde tamamlandı.
Evet…
Aliağa FK maçı kaybetti ve kupaya veda etti.
Ama o gece Aliağa’ya çok güzel bir duygu yaşattı.
Bazen bir maçın sonucu skor tabelasında yazılır.
Bazen de bir kentin hafızasında.
O gece Aliağa, futbolun birleştirici gücünü en güçlü şekilde yaşadı.
Bu güzel geceye bizleri yaşatan emeği geçen herkese teşekkür etmek gerekiyor.
İsmail Hakkı Ergün

