Disk Emekli-sen  Aliağa  Subesi  Kadina Siddete  Hayir Dedi !

DİSK' Emekli-sen  Aliağa Şubesi  25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü'nde yaptığı ortak basın açıklamasında, salgın döneminde kadınların uğradığı şiddetin ve mağduriyetin arttığı belirtildi. Açıklamada, "Kadın işsizliği çığ gibi büyümüştür" denildi.

Disk Emekli-sen  Aliağa  Subesi  Kadina Siddete  Hayir Dedi !
Editör: Aliağa Medya
26 Kasım 2020 - 02:24



DİSK/Emekli-Sen Aliağa Şubesi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü dolayısıyla ortak basın açıklamasında bulundu.
Kadına yönelik şiddetin kaynağının eşitsizlik, cinsiyetçilik ve ayrımcılık olduğunun vurgulandığı açıklamada, "Olağan dönemlerde de varlığını sürdüren toplumsal cinsiyet eşitsizliği ülkemizde 2018 yılından itibaren ağırlığı artan ekonomik kriz ve 2020'deki Covid-19 pandemisiyle birlikte katmerleşmektedir. Covid-19 pandemisinin yarattığı toplumsal ve ekonomik sorunlar, var olan toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştirerek kadınların evde, sokakta ve işyerlerinde daha çok fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddete maruz kalmasına ve hatta yaşam haklarının ellerinden alınmasına neden oluyor." denildi.
Türkiye'de 2020'nin ilk on ayında en az 229 kadın öldürüldü, 122 kadın tacize uğradı, 226 çocuk istismar edildi ve 79 kadın tecavüze uğradı.

"Salgında kadın işsizliği çığ gibi büyüdü"

Pandemi sürecinde birçok kadının kendisine yönelik şiddetin failleri ile "evde kalmak" zorunda bırakıldığının belirtildiği açıklamada, "2020'de kadına yönelik şiddet artarken, her türlü şiddeti ortadan kaldırmak ve kadın cinayetlerini durdurmak için etkin biçimde uygulanması gereken bir uluslararası sözleşme olan İstanbul Sözleşmesi iktidar tarafından hedef alınmış, ortadan kaldırılmak istenmiştir. Salgın ile birlikte kadınların ev içi yükü de ağırlaşmıştır. Okulların kapatılması ya da uzaktan eğitime geçilmesi ile çocuk bakımı, yaşlı bakımı ile artan iş yükü, uyulması gereken hijyen kuralları, temizlik işleri, geleneksel olarak kadına yüklenen toplumsal cinsiyet rolü gereği kadınların omuzlarına yıkılmıştır. Ev içi iş yükündeki artışın yanı sıra, piyasada daralan istihdam olanaklarının kadınların işgücüne katılımını ve istihdamını azaltmış, kadın işsizliği çığ gibi büyümüştür." ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, "Son bir yılda kadın işgücü 763 bin, kadın istihdamı yarım milyon kişi azaldı. Kadın işsizliği ise resmi rakamlara göre 1,5 milyona yaklaştı, geniş tanımlı kadın işsizliği 4,3 milyonu geçti. Covid-19 döneminde kadınların iş ve istihdam kaybı toplamda yüzde 45'i aştı. Bütün bu veriler göstermektedir ki, kadınlar, Covid-19'un yarattığı işsizlikten ve istihdam kaybından çok daha fazla etkilenmiştir." denildi.

"İstanbul Sözleşmesi uygulansın"

Salgında kadınların çalışma koşullarının ağırlaştığını, kayıt dışı çalıştırılan kadınların gelir ve sosyal güvenceden yoksun bırakıldığını ifade edilen açıklamada, yapılması gerekenler şöyle sıralandı:

"İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı kanun uygulansın!

ILO'nun geçen yıl kabul ettiği 190 no.lu "İşyerinde Şiddet ve Tacizin Önlenmesi" Sözleşmesi ülkemiz tarafından da onaylansın!

İktidarın politikalarında kadın istihdamını artırmak için önerilen esnek çalışma biçimlerine karşı tam zamanlı ve güvenceli istihdam olanakları yaratılmalıdır. Covid-19 pandemisinin yarattığı krizden en çok etkilenen sektörlerde iş ve gelir kaybına uğrayan kadınlar için özel önlemler geliştirilmelidir.

Salgın süresince bütün işçiler süre koşulu aranmaksızın işsizlik ödeneği ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanmalıdır. Tüm işyerlerinde, hamileler, yasal süt izni kullananlar, engelliler, 60 yaş ve üzerinde olanlar Covid-19 salgını süresince idari izinli sayılmalıdır.

Kamu-özel ayrımı olmaksızın, zorunlu hizmet ve üretim alanında çalışan ebeveynlere dönüşümlü ve eşit olarak ücretli izin verilmelidir.

Kadınlara özgü görülen ev içi sorumluluklar için kamusal politikaların hayata geçirilmesi şarttır. Özellikle kamu kurumları ve yerel yönetimler tarafından kreş, gündüz bakım evi, hasta ve yaşlı bakım evleri gibi merkezler açılarak tüm kadın ve erkeklerin ücretsiz yararlanabileceği bir hak olarak tanımlanmalıdır." Şeklinde açılmada bulunuldu